Hafta Sonu Sineması - Prenses Cyd
Işıl Saykan

Önyargılarını Kırmanın Yolu Nasıl Mutlu Olduğunu Bilmekten Geçiyordur Belki De

Mutluluk sizce nedir? Ne(yi) yaparken mutlu olursunuz veya ne(yi) yapmadığınızda mutlusunuzdur? Prenses Cyd, mutluluğun formülünü vermiyor ama seyirciyle birlikte pasta yiyen birinin hissettiği mutluluğu sorguluyor, yazı yazmanın insanı nasıl mutlu ettiğini düşündürüyor, yaşın, mesleğin ve aile bağlarının mutluluk üzerindeki etkilerini çözümlüyor. Prenses Cyd, evet bir büyüme hikayesi ve kendini keşfetme hikayesi ama her şeyden önce insanın neyle, nasıl mutlu olduğunu sorgulayan bir film. Yani kendi mutluluk hallerini, biçimlerini kurduran, araştıran bir genç kadının hikayesi.
İlk Kez Festivalde Seyircisinin Karşısına Çıktı
4 Mayıs 2017’de prömiyerini Maryland Film Festivali’nde yapan film, 17. İf İstanbul Bağımsız Filmler Festivalinde Rainbow (Gökkuşağı) bölümünde gösterime girdi. Amerikalı bağımsız yönetmen Stephan Cone imzalı filmde başrolü yetenekli genç sanatçı Jessie Pinnick (Cyd Loughlin) ve Rebecca Spence (Miranda Ruth) paylaşıyor. Onlara Tyler Ross ve Malic White da eşlik ediyor.
Yaz Mevsiminin Nostaljisinde Çekilmiş Bir Film
Nedenini hep merak etmişimdir, neden açılma hikayeleri yaz veya iyi ihtimalle bahar mevsimlerinde geçer, neden bir tatil ortamı aranır ve keşfedişler başlar, sorgulamalar başlar ve yine yaz “sıcaklığında” filmler sonlanır veya kesin sonlar yerine ucu açık bırakılır hikayelerin. Prenses Cyd de yaz tatili için uzun süredir görmediği teyzesinin evine Chicago’ya gelir ve hikayimiz başlar. Buraya kadar klişe devam edecekmiş gibi duran hikaye aile bağları üzerine sorgulamalar, kuşak çatışması, kendi cinselliğinin keşfi gibi temalarla çeşitlendirilmiştir; ama benim en çok hoşuma giden her sahnede mutluluğun ne olduğunu düşündürmesi oldu. Yanlış anlaşılmasın, karakterler mutsuz, bahtsız değiller, tam tersi hayatları “yolunda” gidiyor;  filmde Miranda ve Cyd’in arasında çıkan ufak çapta tartışmalar bile birbirini mutlu olduğu haller üzerinden keşfetmeye çıkmış iki insanın tartışmaları. Cyd gençliğinin verdiği heyecanla belki biraz küstah ve pervasız davranıyor ve teyzesinin pasta yerken nasıl mutlu olabileceğine hayret ediyor. Teyzesinin buna verdiği cevabı net oluyor; “It is not a handicap to be one way and not the other,” 
Cyd Sanatçılarla Tanışıyor
Yazar olan teyzesine kıyasla Cyd fazla kitap okuyan biri değil. Okulun futbol takımında ve her sabah koşu yapmak için evden çıkıyor. Bir sabah bir kafeye uğruyor ve tatlı, muzip bir baristayla tanışıyor. Bu tanışmadan etkilenen Cyd diğer sabahlarda da kahvesini almak için oraya gidiyor ve “iş çıkışı” konuşmaya ve tanışmaya başlıyorlar. Yepyeni heyecanlarla dolan Cyd, teyzesinin sanatçılara verdiği davete smokinle gidiyor, turuncu dalgalı saçlarını açarak ve belki de bu yeniliği kabul etmesinde önemli yeri olan lezbiyen çiftle tanışıyor. Sanatçı olan çift aynı zamanda Cyd’i entelektüel yönden de etkiliyorlar. Daha sonraki sahnelerde Cyd, hissetikleri doğrultusunda ilerleyerek cinselliğini keşfediyor.
Hem queer sinema için önemli bir üretim hem de kadın cinselliğini “sansürlemeden” göstermek adına da heyecanlandıran bir çalışma olmuş. Mastürbasyon sahneleri en az Cyd ve Kathie’nin öpüşmesi kadar değerli. Keyifli izlemeler.

Benzer İçerikler